<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sinan Bakış</title>
	<atom:link href="https://www.sinbakis.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sinbakis.com</link>
	<description>Kişisel Blog Sayfası</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Aug 2021 17:16:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.0.9</generator>
	<item>
		<title>Yol</title>
		<link>https://www.sinbakis.com/denemeler/yol/</link>
					<comments>https://www.sinbakis.com/denemeler/yol/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sinan Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2020 21:33:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sinbakis.com/?p=968</guid>

					<description><![CDATA[Oldukça soğuk bir Aralık ayı sabahı sırt çantamı açık olan araba bagajına koyup elimdeki poşetleri de yanına bıraktım.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Oldukça soğuk bir Aralık ayı sabahı sırt çantamı açık olan araba bagajına koyup elimdeki poşetleri de yanına bıraktım. Bagajı kapatıp sürücü koltuğuna geçtiğimde içim hala üşüyordu. Sabah sersemliği ile gelen bir ürpermenin ardından kontağı çevirdim ve İstanbul’a doğru yola çıktım. Camlar gecenin keskin soğuğundan dolayı buz kesmiş, silecekler çalışmıyor. Bir kaç kilometre gittikten sonra uzanıp arabanın kaloriferini açarak ısınmaya başladım. Sabahın ilk saatlerinde bu yolda tek başımayım.</p>



<p>Zaman geçtikçe buzlu camlar çözünmüş, ben de yolun çetin zirvesine ulaşmıştım. Karşımdaki dağların zirvesine çoktan kar yağmıştı. Zirveyi aştıktan sonra sisli ve uzunca bir yoldan ilerliyordum.</p>



<p>Çok geçmeden tabelayı görünce döndüm ve tek şerit ıssız bir yoldan yoluma devam ettim. Sonrasında sağımda bir başına duran ağaca takıldı gözüm, koca bir hiçliğin ortasında bir başına kalmış gibiydi. Arabayı durdurdum. Arabadan indim ve hava gerçekten kemiklerime işleyecek kadar soğuktu. Fotoğraf çektikten sonra yoluma ettim. Yolculuk dostum Anten’in yanınaydı.</p>



<p>Anten, beni tanıyan bir çok kişinin bildiği birisi aslında. Kendisi bundan 5 yıl önce kimsenin sahiplenmediği, hasta ve bir o kadar uysal bir kediydi. Farklı bir kediyi sahiplenmek için gittiğimiz ziyarette sahipleneceğimiz kedinin çılgınca hareketleri sonrası Anten’i getirdiler ve o kucağımıza aldığımız anda uyumaya başladı. O gün dostuluğumuz başladı.</p>



<p>Aradan geçen 5 yılda mutlu olduğum anları paylaştığım, üzgün olduğumda hissedip yanımdan ayrılmayan, küçücük bir hediyeden bile mutlu olan ve bir çok hayat dersi veren dostum oldu kendisi. Şimdi ise kötü bir rahatsızlıktan dolayı veterinerde.</p>



<p>Afyon’a ulaştığımda sis dağılmış, güneş bulutların ardından kendini gösteriyordu. Veterinerin olduğu caddeye girdim ve uygun bir yere park ederek dostumu aldım.</p>



<p>Yola çıkalı 2-3 saat olmuş, güneş kendini bulutların ardına gizlemekten başka bir çare bulamamıştı. Havanın soğukluğu yüksek dağların tepesinden eksik olmayan bulutlardan ve içinden geçip gittiğimiz küçük taşralardan belli oluyordu.</p>



<p>Yorgunluğumu hissettiğim anda bulduğum bir tesise girdim ve arabayı parkettim. İndiğimde sonbaharın tüm renklerini taşıyan yüksek dağlarla, barajdan dolayı mecburen, belki de istemeyerek terk edilen bir köyle ve sular altında kalmış ağaçlarla karşılaştım. Biraz yürüdüm, nefes aldım.</p>



<p>Karşımda terkedilmiş camlarının birkaçı kırılmış evler, boş sokaklar, yanmayan sokak lambaları ve uzun zamandır sokaklarına kimsenin uğramadığı bir köy vardı. Zamanında nice acıya ve mutluluğa şahit olmuş bu yer şimdi ise derin bir sessizlik içerisinde bekliyor. Şimdi kış gelecek, sular yükselecek ve kaybolacak. Bu köyü bilen son insan öldüğünde ise geçmişte aynı kaderi paylaşan bir çok yer gibi yok olup gidecek.</p>



<p>Şimdi o köye yıllar önce büyük bir heyecanla evini yapan gencin, gelen resmi bir yazı ile apar topar orayı terk edip, sular altına gömülmesini izlediği anı düşündüm o an. Belki de böyle bir şey hiç olmadı ama olsun, bunu hissetmek bile hayatta olduğunu hissettiriyor insana.</p>



<p>Arabaya bindim, yağmur çiselemeye başladı. Bu sefer acele etmedim, yan koltuktaki dostumu sevdim biraz. Hasta ve yorgundu. Onu sevdiğimde uykusundan uyandı, başını kaldırıp bana doğru bakmaya başladı. Her zaman olduğu gibi, bu seferde beni anladığını anladım. Sonra uyudu.</p>



<p>Yağmur devam ediyor, ben arabada sessizce bekliyordum. Arkamdaki otoyolda büyük bir telaşla insanlar bir yerlere yetişmeye çalışıyordu. O an anladım, yetişmem gereken bir yoktu ve gökyüzünü izledim.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sinbakis.com/denemeler/yol/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zamansız Seyahatler</title>
		<link>https://www.sinbakis.com/denemeler/zamansiz-seyahatler/</link>
					<comments>https://www.sinbakis.com/denemeler/zamansiz-seyahatler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sinan Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2018 19:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sinbakis.com/?p=1011</guid>

					<description><![CDATA[Kışın en soğuk zamanların birinde başımı buğulu camına dayadığım bir otobüs yolculuğunda son durakta muavin koluma dokunup beni&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kışın en soğuk zamanların birinde başımı buğulu camına dayadığım bir otobüs yolculuğunda son durakta muavin koluma dokunup beni uyandırdı. &#8220;Abi geldik.&#8221; dedi. Otobüse gündüz binmiştim ve hava çoktan kararmış, otobüsün iç ışıkları ise etrafı biraz biraz aydınlatmaya başlamıştı. Benden başka otobüste olan bir kaç yolcu üst tarafta bulunan çantalarını almaya çalışıyordu. Kendime gelince bana bakıp duran muavine dönüp &#8220;Teşekkürler&#8221; dedim. Muavin şöförün yanına doğru yürümeye başladı. Ayak ucumda duran çanta çektim, ön koltuk cebinde duran kapağı eskimiş kitabımı alıp orta kapıdan sallana sallana dışarı çıktım. Hava iç üşütecek kadar soğuktu.</p>



<p>Uykulu gözlerimle nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Daha önce hiç gelmediğim bir ilçenin otogarında gecenin bir yarısı merkeze giden servisi aramaya başladım. İki üç kapıdan geçtikten sonra servislerin olduğu alana geldim ve otobüsün önünde sigarasını yavaş yavaş içen bir adama &#8220;Servis ne zaman hareket eder?&#8221; diye sordum. Bir kaç otobüs var, onlar gelsin hareket ederiz abi dedi. Serviste rahatsız koltuklardan birinde oturmuş, ilk defa gördüğüm sokakları izlemeye başlamıştım. Son durağa geldiğimizde serviste yalnızca ben kalmıştım. Sırt çantamı alıp otobüsten indim ve sessiz bir sokakta yürümeye başladım. </p>



<p>Yaz aylarında dolup taşan, orta gelirli bir yazlık alabilmiş olan ailelerin bir kaç aylık tatil yeri olan ve ailesiyle tatilde olan gençlerin ilk yaz aşkalarının adresi olan küçük bir tatil yerinde kışın ıssız sokakta otelime doğru yürüyordum. Otele geldim ve odamın anahtarını alıp odama çıktım. Eşyaları bir kenara koydum ve uykuya daldım. </p>



<p>Gün yeni ağarmaya başladığında güneş odama davetsiz bir misafir gibi penceremden girmişti. Uyandım, gözümü açıp yeni yeni aydınlanan perdelerden dışarıyı izledim. Uzun bir süre başımı yastıktan kaldırmadan penceremi izledim. Sonra kalkıp oldukça eskimiş kapıyı aralayıp tozlu bir balkona çıktım. Hafiften üşümeye başlamıştım ama yeni doğan güneş yavaş yavaş içimi ısıtmaya başlamıştı. İçeriye gittim, kapağı yıpranmış kitabımı alıp tekrar balkona çıktım. Sandalyeye oturup ayaklarımı uzatıp kitabımı okumaya başladım. Bir kaç sayfa sonrasında başımı kaldırıp etrafa göz attım. Sahil yolu olabildiğince sessiz, deniz olabildiğince durgundu. Yazın dolup taşan kumsalda bir sokak köpeği ağır adımlarla yürüyordu. Uzaklardan yaşlı bir adamda yürüyüşe çıkmış olsa gerek sahili turluyordu.</p>



<p>Bir sahil kasasında, soğuk rüzgarların estiği bir vakitte en sevdiğim kitaplardan birisini bitirdim.Deniz ise hala dalgasızdı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sinbakis.com/denemeler/zamansiz-seyahatler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vapur</title>
		<link>https://www.sinbakis.com/denemeler/vapur/</link>
					<comments>https://www.sinbakis.com/denemeler/vapur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sinan Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2018 19:08:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sinbakis.com/?p=1009</guid>

					<description><![CDATA[&#8216;Beşiktaş &#8211; Kadıköy vapuru boğazın hafif dalgalı sularında yavaşça iskeleye yanaşırken ben, kalabalıktan sıyrılmış iskelenin kapalı yolcu kapısındaki&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8216;Beşiktaş &#8211; Kadıköy vapuru boğazın hafif dalgalı sularında yavaşça iskeleye yanaşırken ben, kalabalıktan sıyrılmış iskelenin kapalı yolcu kapısındaki pencereden onu izliyordum. Vapur yavaş yavaş yanaştı iskelete, sonra halatları bağladılar iskeleye. Kapılar açıldı, kalabalıklar dağıldı şehrin her yerine. Yorgun vapur yeni yolcularını bekliyordu. Bir görevli gelip kilitli kapının kilidini açtı, hızlı adımlarla vapurun en güzel manzaraya sahip koltuklarından birine oturmak için yürüdük. </p>



<p>Günlerden Salı&#8217;ydı ve öğle saatleri olduğu için vapur oldukça boştu. Bir cam kenarına oturdum, bileğimdeki şeffaf poşeti açtım ve sanki yeni fırından çıkmış gibi kokan simitten bir parça kopararak ağzıma attım. Vapur çoktan hareket etmiş, pencereler Galata Kulesini misafir etmeye başlamıştı. Vapur sanatçıları enstürümanlarını hazırlarken hemen yanlarından elinde metal bir tepsiyle seslene seslene bir adam geçti. &#8220;Sıcak, tavşan kanı çay. Yok mu isteyen?&#8221; Ben dedim. İnce belli bardakta bir bardak çayı bana uzatıp tüm vapuru aynı ses tonuyla dolaşmaya başladı. </p>



<p>Susamları çoktan poşete dağılmış simitten bir parça daha koparıp ağzıma attım ve avcumda duran bardaktaki çayı&nbsp; içtim. Sanatçılardan flüt çalan kadın hazırlanmıştı ve derin bir nefes alıp çalmaya başladı. Bir kaç nota sonrasında kulaklarımda Ayrılık şarkısının sözleri yankılanmaya başladı. Vapur boğazı ağır ağır aşarken, çalan o melodi çoktan bizi esir almıştı. Bir kaç nota sonrası bir gitar sesi duydum ve ardından da tiz sesiyle bir kadın kadın mırıldanmaya başlamıştı. Karşımda bomboş duran koltuğa takıldı gözüm. Sanki bir kaç yıl önce onunla orada oturmuştum ve o başını omzuma dayamış, o vapur sanatçılarının çaldığı şarkıyı bana söylemeye başlamıştı. Bense onun kokusunu içime çekip pencereden çok uzaktaki o adalara dalmıştım. Müziğin sesi yavaş yavaş kesildi ve vapuru alkış sesleri dolmuştu. Kalktım ve vapurun balkonuna geçtim. Soğuk havanın üstüne bir de denizin rüzgarı eklenmişti ve ara ara iç üşüten rüzgaralar esiyordu. Poşetteki bir kaç parça simidi koparık avare avare vapurun etrafında uçan martılara fırlattım. Bir kaçını havada kaptılar. Denize düşenleri de balıklar yedi sanırım. </p>



<p>Vapur Kadıköy&#8217;e yaklaşmıştı ve vapurdaki bir yerlere acelesi olan insanlar çoktan eşyalarını toplamış, kapıya yönelmiştiler. </p>



<p>Gariptir, bu hengamede yapılan en hisli yolculuklardan birisi bu vapur yolculuğu. Bir simit kokusu, bir bardak çayın sıcaklığı ve vapuru dövüp duran dalgaların sesi. Sanki o karmakarışık mücadelenin tam ortasında kendimize verdiğimiz bir mola gibi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sinbakis.com/denemeler/vapur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kül Tablası</title>
		<link>https://www.sinbakis.com/denemeler/kul-tablasi/</link>
					<comments>https://www.sinbakis.com/denemeler/kul-tablasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sinan Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Sep 2018 18:57:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sinbakis.com/?p=1007</guid>

					<description><![CDATA[Sonbaharın kasvetli renkleri çoktan İstanbul&#8217;a hakim olmuştu ve havanın kara bulutlarla kaplı olduğu bir akşam üstü salonda masamda&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sonbaharın kasvetli renkleri çoktan İstanbul&#8217;a hakim olmuştu ve havanın kara bulutlarla kaplı olduğu bir akşam üstü salonda masamda oturmuş, kasvetli havanın ruhuna kapılıp odanın gri tonlarını izlemeye başlamıştım. Salonun yarı kapalı duran kapısı ufak bir gıcırtıyla yavaşça aralandı ve kapının en altından kedim Anten kafasını içeri doğru uzatıp bana baktı. Göz göze geldik, aklım bundan 3.5 yıl öncesinde bir akşam vakti Kadıköy otobüsüne doğru yolculuk yaptı.</p>



<p>Çoktan akşam olmuştu ve biz Kadıköy&#8217;den belki bir daha hiç gitmeyeceğim bir semte doğru giden otobüse binmiş, bir kedi sahiplenmeye gidiyorduk. Otobüs durdu, durakta indik. Veterinere kadar yürüdükten sonra kapıda bizi arkadaşım karşılamıştı. Sonra sahipleneceğimiz kediyi görmek için bahçeye kadar gittik. Bir sokak kedisinin (yaşam alanlarını talan edip adını sokak koyduğumuz yerlerde yaşamaya mecbur bıraktığımız canlılar) yeni doğurduğu yavrulardan bizim için ayrılmış olanı görmeye girdik. Avcumuza sığan minik yavrulardan bizim için ayrılan kediyi sahiplenememiştik o gün. Çok hırçın olan o kedi kaçıp gitmişti ve hiç kimse tarafından sahiplenilmeyen, insanların güzellik kavramına uymayan birazcık çirkin bir kedi yavrusunu sahiplenmiştik. Başka bir kediyi sahiplenmeye mecbur değildik, yalnızca o an onun bizim en yakın arkadaşımız olacağını anlamıştık. O kedi şu an evde kedi beslememe karşı çıkan ev arkadaşım Süleyman ile birlikte belgesel izleyen arkadaş olan sayın Anten. Hikayesi oldukça uzun… </p>



<p>Anten gri tonların büründüğü odada yavaş ve umursamaz adımlarla yürüdü ve kanepeye doğru zıpladı. Kendi köşesini bulup orada kıvrıldı ve gözlerini kapatarak uykuya daldı. Sokak hiç olmadığı kadar sessizdi. Masada öyle bomboş oturmuş, kanepede uyuyan kedimi izliyordum. Çok geçmeden odayı sokak lambasının sarı sıcak tonları aydınlattı. Griye boyanmış oda şimdi sarı sıcak tonlarına teslim olmuştu. Soğuk bir akşam üstü, yarı açık penceremden , odayı iç titreten bir hava ziyaret etti. Griye boyanmış ve sarı sıcak tonlara teslim olmuş bir oda, sessiz bir oda… Aklım 1 yıl öncesi Anadolunun ücra toprak parçalarında uzayıp giden tren raylarının üstünde dumanı tüten bir trenle yolculuk etti.</p>



<p>Yola çıkalı 3-4 saat olmuştu ve tren yolculuğu yapmanın o ilk heyecanı çoktan yerini yolun tadını çıkarmaya bırakmıştı. Yalnızca kalabalık şehirlere, uzak köylere komşu olan bu yolda dumanı tüten bir trende sakin sakin ilerliyorduk. Sanıyordum ki makinist çoktan bir sigarayı yakmış, önünde uzayıp giden yola dalmıştı. Bense bir kışın güneşinin ısıtamadığı bir pencereye dayanmış, belki bir daha yolumun düşmeyeceği uzak köyleri izliyordum. Yanımda getirdiğim ufak hoparlörden Zülfü Livaneli’nin o yumuşak ses tonundan çıkan Bir Şafaktan Bir Şafağa parçası çalarken tren çoktan güneşi ardına almıştı. Yaşamın karmaşasında akıp giderken, binlerce kilometre yolculuk yapıp bir kaç yıl sonra günlüğümdeki satırların tam içine düşmüştüm. Yaşamın bu hayret verici tesadüflerinde anı yaşarken, ne kadar kalabalık olsam bile bu hikayenin yalnızca bir kahramanı olabileceğini görebiliyordum. Bir yaşamın kesişebileceğinin farkında olsam bile aynı acıları çekmeyen insanların, o acıların ardındaki mutlulukların değerini bilemeyeceklerini öğrenmiştim.</p>



<p>Kedim çoktan derin bir uykuya daldı, odamı da yalnızca sokak lambası aydınlatıyordu. Günlerden Cuma olduğundan sanırım, sokakta arabaların gürültüsü ve insanların kahkahası eksik olmadı. Genelde içmem ama masanın diğer ucundaki sigara paketine uzanıp kalın kapağını kaldırdım ve sıra sıra dizilmiş sigaralardan birisini çektim. Dudağıma götürüp yanıbaşımda duran, belki 2-3 ay önce bir büfeden almış olduğum kibrit kutusundan bir kibrit çöpü çıkarıp yakmaya çalıştım. Bir kaç denemeden sonra o çöp çoktan alev almıştı ve sigaramı yaktım. Alevle tutuşan tütünlerin seslerini dinledim. Sigaradan içime bir duman çektim ve yarı açık pencereme doğru üfledim. Dumanlar yavaş yavaş sokağa doğru uçup gitti. Aklım bir anda bir kaç yıl öncesinde yaptığım dönüş yolculuğuna doğru gitti.</p>



<p>Kış İstanbul&#8217;u sarıp sarmalarken ben bir otobüs yolcuğunda buğu tutmuş bir otobüs camına başımı yaslayıp İstanbul&#8217;a doğru yolculuk ediyordum. Bir dönüş yolculuğuydu bu. Garip bir kavuşma gibiydi. İstanbul&#8217;un garip hissettiren yanlarından birisi buydu. Ne zaman bu şehrin sokaklarında kaybolup gitsem, bambaşka bir şehre kaçıp gidesim gelirdi. Sonra bir bilet kesip çıkıp giderdim bu şehirden ve bir kaç gün sonra bir özlem kaplardı içimi. O şehirde büyümüştüm sonuçta. İlk defa İstanbul&#8217;da aşık olmuştum, ilk İstanbul&#8217;da bulmuştum kendimi. Başımı yasladığım bir camdan karanlığı seyredebiliyordum. Bir ayrılığın ve bir kavuşmanın hissiyatını bu karanlıkta tatmıştım. Otobüs hiç karanlıkta kalmayan şehre gelmişti sonra, otogarda inip servisi beklemeye başlamıştım. O sıralar sıkça içtiğim bir sigaradan birini yakmıştım ve parmak uçlarımı üşüten soğukta sigaramı içmeye başlamıştım. Uzaktan zar zor seçebildiğim servis bize yaklaşırken sigaranın sıcaklığını parmak uçlarımda hissettim ve yakındaki bir çöp tenekesine bastırmıştım izmariti. </p>



<p>Kül tablasına bastırdığım izmaritten son bir kaç duman süzülürken kül tablasının olabildiğince dolu olduğunu gördüm. Bir sigara süresince bir yolculuğu hayal etmiştim.Kedim yerini beğenmemiş olsa gerek, kalktı diğer kanepeye zıpladı ve oradan da pencere pervazına gitti. Pencere pervazında oturup karanlık gökyüzünü izlemeye başladı. Gökyüzünde birazdan kaybolacak olan bir kaç martıyı, hayran hayran izliyordu. Uzanıp pencereden gökyüzünü seyretmeye başladım. Aklım aylar öncesinde bir terasta oturduğum güne yolculuk etti.</p>



<p>Yaşamımdaki tüm fazlalıkları atıp gittiğim bir an hayatta sahip olduğumu düşündüğüm onca şeyden vazgeçip bambaşka bir ülkeye gitmiştim. Sahip olduğum derken bunları arkadaşlar,sevgili ve meslek olarak tanımlayabilirdim ancak şimdi baktığımda yalnızca bir prangaymış. İşte bu prangalardan kurtulup, her şeyi bırakıp bir ülkeye gitmiştim. Tanışabileceğim en iyi insanlarla tanıştım, en eğlenceli vakitleri geçirdim ve hiç unutmayacağım dostluklar edindim. Yaşamda bir dağ gibi görünen sorunların, yalnızca ufak ve gereksiz bir tümsek olduğunu farkettiğim bir gece biramı alıp evimin terasına çıkmıştım. Hava oldukça serindi. Sırtımda bir pike ve elimde bir kaç birayla terasa oturmuştum. Önümde olabildiğince uzanan Akdeniz&#8217;le birlikte mutluluğun şerefine içmiştim.</p>



<p>Kedim miyavlamaya başladı. Göz göze geldik, pervazdan atlayıp ayak ucuma kadar geldi. Kocaman gözleriyle bana bakarak tekrar miyavladı. Sanırım karnı acıkmıştı. Mutfaktan mamasını alıp mama kabına doldurdum.  Hala bana bakarak miyavlamaya devam etti. </p>



<p>&#8220;Ne oldu oğlum, ne istiyorsun?&#8221; dedim. Miyavlayarak bacaklarıma dolandı. Eğilip başını sevdim. Son bir defa bakıp mama kabına doğru koştu. Masada oturup etrafı izlemeye devam ederken, kanepede oturan o, bana sordu;</p>



<p>&#8220;Günün nasıl geçti, anlat bakalım.&#8221;</p>



<p>Pencereye, kül tablasına, odaya ve kedime baktıktan sonra ona dönüp;</p>



<p>&#8220;Hiç, yalnızca burada oturdum işte&#8221; dedim.</p>



<p>&#8220;Hmm… Güzel.&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sinbakis.com/denemeler/kul-tablasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gent&#8217;e Veda Ederken</title>
		<link>https://www.sinbakis.com/denemeler/gente-veda-ederken/</link>
					<comments>https://www.sinbakis.com/denemeler/gente-veda-ederken/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sinan Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Aug 2018 18:48:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sinbakis.com/?p=1003</guid>

					<description><![CDATA[İzmir’de yaşadığım dönemde bir akşam dolabımda okunmayı bekleyen onca kitap arasından bir kitabı seçerek sayfalarını karıştırmaya başladım. Beni&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de yaşadığım dönemde bir akşam dolabımda okunmayı bekleyen onca kitap arasından bir kitabı seçerek sayfalarını karıştırmaya başladım. Beni kendine çeken bir hikayeye şahit olduğumu anladıktan sonra doğruca bahçeye çıkıp kendime sakin bir bank aramaya başladım. Yatılı bir okulun en değerli zamanı olan o boş vakitte elimde bir kitapla bahçede bir bankta oturmaktaydım. Sayfaları araladıkça ruhum çoktan karlarla kaplı bir Avrupa sokağına gitmişti bile.<span id="more-1003"></span>Aradan 4 yıl geçmiş, Brüksel Kent Merkezi istasyonundan bir trene binmiş Gent şehrine doğru yola çıkmıştım. Yıllar önce hayallerimi anlattığın insanların sığlıklarının farkına varmamış olmamdan dolayı bu yolculuk 1-2 yıl ertelenmişti. Tren yavaşladı ve Gent’te durdu. Sırt çantamı alarak hiç bilmediğim bir kentte tek başıma kaybolmaya başladım. Harika mimarisine her sokağında rastladığım bu şehirde yıllar önce okuduğum satırların izlerini arıyordum. Bir kaç sokak yürüdükten sonra yağan kar tanelerini farkettim. Yılın son kar yağışına yıllar önce okuduğum bir kitabın satırlarına tanıklık etmiş bu kentte şahit olacağım hiç aklıma gelmezdi. Kar taneleri hızlandı, upuzun bir caddede yeni yağan kar birikintilerini eze eze yürüdüm. Caddenin başında, yalnızca filmlerde şahit olabileceğim bir güzellikle karşılaşmıştım. Lapa lapa yağan karlar, şehrin harika yapılarında çoktan birikmiş, durduğum caddeden de bir tramvay geçmeye başlamıştı. Üşümüş parmaklarımla çantamı açıp fotoğraf makinemi çıkarttım ve hayatımda en sevdiğim bir kaç fotoğrafımdan birini çektim. Karlar ceketimde birikirken çoktan gitmek istediğim mekana ulaşmıştım. Ağır, eski bir kapıdan içeri girdim ve sıcak tonlarda yanan aydınlatmalarda ısınmış bir bara adım atmıştım. Boş bir masa bulup oturdum ve üstünde karların biriktiği ceketimi yandaki sandalyeye astım. Biraz sonra bir garson yanaştı. Şu kadar çeşit bulunan bir bardan bir bira siparişi verdim ve arkamda bulunan karlarla kaplı meydanı seyretmeye başladım.</p>
<p>Bardan çıkıp gara girerken gün çoktan ağarmış, gökyüzü karanlığını tüm şehre yaymaya başlamıştı. Etrafımdaki evlerin içinden sızan sarı ışıklar şehri çevreleyen kanalı aydınlatıyordu. Sokak lambaları yanmıştı. Oldukça soğuk bir demir korkuluğa yaslanıp yansıyan sıcaklığı izlemeye başladım. Kar tanelerinin seslerinde yıllar önce kapağını araladığım bir kitaptan hayran olduğum şehri izliyordum o an. Lapa lapa kar yağıyordu ben tren garına giderken.</p>
<p>Bir şehre hiç bu kadar güzel veda etmemiştim.&nbsp;<code></code></p>
<pre class="\&quot;wp-block-code\&quot;"><code></code></pre>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sinbakis.com/denemeler/gente-veda-ederken/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2017 Vedası</title>
		<link>https://www.sinbakis.com/denemeler/2017-vedasi/</link>
					<comments>https://www.sinbakis.com/denemeler/2017-vedasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sinan Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Jun 2018 18:50:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sinbakis.com/?p=1005</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul’un en kalabalık meydanlarından birini gören bir köşede, duvara yaslanmış yeni yıla girmenin heyecanını yaşayan insanları izliyorum. Gökyüzü,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’un en kalabalık meydanlarından birini gören bir köşede, duvara yaslanmış yeni yıla girmenin heyecanını yaşayan insanları izliyorum. Gökyüzü, sahile yanaşmış teknelerden ve sahildeki otellerden atılan havai fişekler ile rengarenk olmuş. 10’dan geriye doğru hep bir ağızdan sayılan saniyeler sonrasında yeni yıla giriliyor. Sonrasında insanlar dağılmaya başlıyor ve sokaklar, az önce mutlu rollerini en iyi şekilde yapan insanlarla dolup taşıyor.</p>
<p>Bense bu sahneyi izlerken çoktan düşüncelere dalmışım. Sahi, 2018 nasıl geçti?</p>
<p>2018&#8217;de hayallerimin peşinden koşacağım bir yıla başladım. Çok değil, 2018’in ilk günlerinde üniversite yıllarımda hayalini kurduğum bir tren yolculuğuna çıktım. 23 yıl sonra, son durağı doğduğum kent olan Van’a giden, Anadolu’nun harika manzaralarının yanı başından geçen bir trende gözümü açmıştım. Yıllar sonra bir tren garında kavuştum doğduğum kente. Sonrasında zor zamanlarımda yanımda olan bir arkadaşımda kaldım bir kaç gün. Hayalini kurduğum bir sahneyi, yanımda her zaman olmasını istediğim insanlarla paylaştım. Hikayesini yıllar boyunca yazacağım bu kentten soğuk bir kış günü, ayak parmaklarımın üşüdüğü bir yürüyüş ardından vardığım bir havalimanından kalkan uçakla ayrıldım. Düşündüğümde, her anının değerini bildiğim bir hatıra oldu benim için.</p>
<p>Meydandaki kalabalık bir hayli azaldı, meydanda seyyar satıcılar ellerinde kalan son ürünleri satmaya çalışıyor. Sahile yanaşan tekneler bir bir uzaklaşıyor. Yüzlerce insanın bir kaç saniye için bir buluşma noktası olan bu meydan, şimdi yalnızca gidecek bir yeri olmayan insanlara ev sahipliği yapıyor. Gökyüzünde bir uçağın yanıp sönen ışığına takılıyor gözüm.</p>
<p>İstanbul’da geçen bir kaç günün ardından İzmir’e doğru havalanmıştı bindiğim uçak. 1 saatlik bir rötarın ardından indi havalimanına. Havalimanında indikten sonra denize misafir bir balkonda özenle hazırlanmış bir kahvaltı yapmıştık. Bir kaç gün sonra İzmir’de, bir meyhanede yaşama, edebiyata, insanlara ve akla gelecek her konunun konuşulduğu bir masada oturuyorduk. Mekanda Zeki Müren’in “Gözlerin Doğuyor Gecelerime” şarkısı yankılanırken, masadaki herkes çoktan geçmişine bir ziyarette bulunmuştu. Sonrasında bir daha hiç bir zaman böyle bir muhabbeti yakalayamayacağımızı bildiğimiz bir masada vedalaşmıştık. Sonra İstanbul’a giden bir uçakta terk ettim İzmir’i. Herkesin bir yerlere yetişmeye çalıştığı bir şehre dönmüştüm.</p>
<p>3-4 ay sonrasında çok rahat bir koltukta arkama yaslanıp camdan pencereyi seyrederken aklıma yurt dışı hatıralarım gelmişti. Garip bir özlem duymuştum. Kendim için bir bilet almaya hazırlanırken ne kadar bencil olduğumu farkettim ve yaşamımda bana yol gösteren, beni ben yapan ailemi hiç bir plana dahil etmeğimin farkına vardım. Yola sevdalı abim haricinde babam ve annem Almanya seyahatimize sıcak bakmıştı. Abimi sevdasından ayırmayıp babam, annem ve kendim için o an bir bilet ayırarak yıllardır Almanya’da yaşayan amcamı ziyaret etmeye karar verdik. İstanbul’dan havalanarak Bremen havalimanına inmiştik. Son derece sessiz bir şehre indiğimizde babam ve annemin mutluluğunu görmek bu yaşamda unutamayacağım anlardan birisi olmuştu. Bremen’de bir şehir turu yaptıktan sonra 3-4 yılda bir ziyarete gelebilen çok değerli amcamın şehrine gitmiştik. Onca yılın ardından ziyaretine gelen abisi ve ailesini en iyi şekilde ağırladı amcam. Küçüklüğümde kalın kapaklı bir fihristte okuyamadığım, amcama ait adresteydim artık. Bu seyahat, yaşamımda çoktan iyikilerim arasında yer alacak bir seyahat olarak yerini almıştı.</p>
<p>İşlerimin yoğunluğunun ardından üniversitede sinema üzerine bir şeyler üretmeye çalıştım. Birbiri ardına birçok projede yer aldım ve bu yıl benim adıma, bu tür konularda çok yoğun geçti diyebilirim. Yılın son aylarında, sokaklarında kendimi bulduğum bir kente gitmek için bir seyahat planlamıştım. Babam, annem ve ben (Yola sevdalı abimin neden bize katılamadığını yakında yazacağım yazılarda anlayabilrisiniz) Roma’ya doğru yola çıkmıştık. Avrupa’nın kuzeyindeki ilk yolculuğun ardından onları güneyin en sıcak ve en eski tarihe sahip bir kentine götürüyordum. 1 yıl öncesinde keşfettiğim bu sokaklardayken keşke bu duyguları sevdiklerimle paylaşabilsem diye düşünürken, o an sevdiklerimle aynı sokakları turluyorduk. Roma’da lezzetli yemekler yedik ve ardından enfes kahveler içtik. Seyahatin sonunda tatlı bir yorgunlukla döndük İstanbul’a. Ailem Kütahya’ya döndü ve ben İstanbul’da kaldım.</p>
<p>Neredeyse bir saat öncesine hınca hınç dolu olan meydan boşalmış, sokak köpekleri meydanda kalabalıktan arta kalan yemeklerle kendilerini doyurmaya çalışıyor. Hava artık soğumaya başladı ve sahildeki mekanlardan birisi çoktan ışıkları kapatıp kapısını kitledi. Bir gece not defterimi alıp yaptığım yolculukları not alarak o deftere yazmıştım. Bir sayfayı taşan yolculuğun görünce, yüzümde bir gülümseme oluşmuştu. Sonrasında kalemi bırakıp defterden not aldığım yaprağı kopararak atmıştım. Arkama yaslanıp, hayatın ne kadar harika bir şey olduğunu düşünmüştüm ve bildiğim yolda ilermeye karar vermiştim.</p>
<p>Şimdi bomboş bir meydanı izlerken, hatırladığım kararların peşinden gittiğimi görmek gurur verici oldu. Bir yılda yaşanılan onca hatırada elbet yaşamımdan eksilen şeyler oldu. Bunlar bir arkadaş veya şehir olabilir.</p>
<p>Ancak şimdi gecenin kör karanlığında yüzleştiğim bu vedalarda Oğuz Atay’ın satırları geliyor aklıma;</p>
<pre class="\&quot;wp-block-code\&quot;"><code>“Şu anda,sana güzel bir söz söyleyebilmek için,on bin kitap okumuş olmayı isterdim,dedi:Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek:seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda.”</code></pre>
<pre class="\&quot;wp-block-code\&quot;"><code></code></pre>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sinbakis.com/denemeler/2017-vedasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Motosiklet Sevdası</title>
		<link>https://www.sinbakis.com/denemeler/bir-motosiklet-sevdasi/</link>
					<comments>https://www.sinbakis.com/denemeler/bir-motosiklet-sevdasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sinan Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Feb 2018 18:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sinbakis.com/?p=999</guid>

					<description><![CDATA[Güneşin kara bulutlar ardında kaybolduğu sağanak yağmurlu bir günde, iki tekerlekli bir aracın üstünde yaklaşık 90 km bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Güneşin kara bulutlar ardında kaybolduğu sağanak yağmurlu bir günde, iki tekerlekli bir aracın üstünde yaklaşık 90 km bir hızla yol alırken, kasktan gelen hafif rüzgar uğultusu ve kulaklığımdan çalan o eşsiz müziği hissettiğim tam o anda hayatın gerçekten harikulade bir şey olduğunu anlamıştım. Bomboş bir otoyolda, tek başıma bir motosikletin üstündeyken…</p>



<p>Küçüklükte hayallerimi bazen süslese de motosiklete gerçekten bir merakım olmadığımı söyleyebilirdim. Yıllar sonra değişmeyen bu durum İstanbul&#8217;a taşındıktan bir kaç gün sonra değişti. Bir otobüsün içinde cama yapışmış bir vaziyette ayakta durduğum bir gün, birazcık olsun ilerlemeyen sıkışık bir trafikte, arabaların aralarından öylece hiç durmadan geçip giden motosikletlileri görünce bir motosiklet almaya karar verdiğimde bu zamana kadar hiç bir defa bile motosiklet hiç kullanmamıştım.1 hafta sonra &#8220;Yeni başlayanlar için motosiklet tavsiyeleri&#8221; başlıklı yazılarını okumaktan bıktığım bir zamanda Levent&#8217;te siyah bir Vespa Scooter&#8217;in pazarlığını yaparken buldum kendimi. Parayı ödedikten sonra anahtarları alıp noterin önündeki Vespa&#8217;nın yanına gittiğimde biraz motosikleti inceledim. Sonra gitmek için motosikletin eski sahibine baktığım zaman eski sahibinin motora baktığını gördüm. Sonrasında bana bakarak &#8220;Bu motora iyi bakarsın değil mi?&#8221; diye sordu. Bu bakış sonrasında benden beklediği cevap &#8220;Hiç merak etmeyin, gözüm gibi bakacağım.&#8221; olsa da ben ona &#8220;Fren ne tarafta oluyor bunlarda?&#8221; diye&nbsp; sordum.&nbsp; Sonrasında hatırladığım tek şey ise sabah saatlerinde, kafamda kaskla Etiler&#8217;den Ortaköy&#8217;e titreyerek ve dura kalka gittiğim acayip bir yolculuktu.Durumun bu kadar kötü olduğunu düşünmeyin sakın. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img width="720" height="960" src="http://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-1.jpg" alt="" class="wp-image-1045" srcset="https://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-1.jpg 720w, https://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-1-225x300.jpg 225w, https://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-1-110x147.jpg 110w, https://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-1-585x780.jpg 585w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>



<p>1 hafta sonra kendimi ve kimseyi tehlikeye atmadan sakin sakin sürebiliyordum.&nbsp;İstanbul&#8217;daki ilk senemde motosikletimle sokak sokak gezmeye çalıştım diyebilirim. Geceleri uykusuz halde saatlerce çalıştıktan sonra sıcak bir yatağın hayalini kurarak işten çıktıktan sonra kaskımı takıp motosikletime binerek eve doğru giderdim. Sorun şu ki, motora bindikten sonra uykuya dair bir şey kalmıyordu ve yalnızca dolaşmak istiyordum. Bu istek sayesinde bir şehrin sokaklarını hissetmeyi öğrendim diyebilirim.&nbsp;Sabahın 7&#8217;sinde şehrin sokaklarında dolaşırken; işe gittiğinden dolayı erken kalmak zorunda olan şiş gözlü insanlara, arabalarda saçlarını yapan kadınlara, elleri cebinde yüzlerini buruşturarak işine giden ve muhtemelen işinden nefret eden adamlara, işe gitmeyip ama erken saatte etrafı kesen sokak kedilerine, mışıl mışıl uyuyan sokak köpeklere ve ilginçtir sürekli bir yere giden yaşlı amcalara rast geldim. Her sabah bir sokağın hikayesinin ve içinde taşıdığı yaşanmışlıklarının içinden geçip gidiyordum.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="1024" height="905" src="http://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-3-1024x905.jpg" alt="" class="wp-image-1047" srcset="https://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-3-1024x905.jpg 1024w, https://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-3-300x265.jpg 300w, https://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-3-768x679.jpg 768w, https://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-3-585x517.jpg 585w, https://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-3.jpg 1086w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>1 yıl sonra her motosiklet kullanıcısının yaşadığı bunalım dönemine girdim. CC yükseltmek yani daha güçlü bir motor almak için kendimi zorunda hissediyordum. Öyle de oldu. Vespa&#8217;mı sattıktan sonra üstüne biraz para koyarak piyasaya yeni giren ve vitesli olan RX3i Evo&#8217;yu satın aldım. Unutmadan anlatayım Scooter otomatik vitesti. Scooterda yalnızca gaz fren prensibinde fıtı fıtı geziyordum. Ama yeni aldığım bu motosiklette ayakla vites değiştirip fren yapmam gerekiyordu. Tabi ki ilk defa kullanacağım için arkadaşım Mesut&#8217;tan ilk gün biraz taktikler aldım. Sonrasında ise ilk motosikletimi aldığım günlerdeki gibi dura kalka gezmeye başlamıştım. Çok zaman geçmiş ama yaz gelmişti. Trafikte can havli ile arabaların aralarıdan geçmeye çalışırken aklımda bir otoyolda, denizin yanı başından sahile gitme hayali vardı. Bu hayal, aklımı her yola çıktığımda meşgul etmeye başladıktan sonra, normal bir memurun yaptığı gibi yıllık iznimi kullanmaya karar verdim. Tabi ki, her yeni memur gibi iznim kabul edilmedi. Bende ertelediğim burun ameliyatımı olmaya karar verdim ve sonrasında ise 20 günlük bir rapor alarak motorumla gezecektim. Öyle de yaptım diyebilirim. Ama burun ameliyatında burnumdaki tamponların 10 gün kalabileceğini hiç planlamamıştım.Bu beklenmedik durumu bozacak tek şey, bir sabah uyanıp o yalın düşüncelerimle verdiğim kararlardan biri olabilirdi. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="1024" height="820" src="http://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-2-1024x820.jpg" alt="" class="wp-image-1048" srcset="https://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-2-1024x820.jpg 1024w, https://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-2-300x240.jpg 300w, https://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-2-768x615.jpg 768w, https://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-2-1536x1230.jpg 1536w, https://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-2-585x468.jpg 585w, https://www.sinbakis.com/wp-content/uploads/2021/01/motosiklet-sevdasi-2.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Evet, yine bir sabah gözlerimi açtım ve yola çıkmaya karar verdim. Eşyalarımı hazırladım sonra da eşyaları motosiklete yerleştirdim ve doğruca doktorumun yanına gittim. Doktor burundaki tamponlar çıkartıldıktan sonra İstanbul&#8217;dan yola çıkıp Kütahya-Gediz&#8217;e kadar gittim. Anlayacağınız motosikletle ilk uzun yolculuğumu ailemin yanına gitmek için yaptım. Orada ailemle biraz hasret giderdikten sonra Çeşmeye, Alaçatı&#8217;ya ve oradan da Erdek&#8217;e kadar gittim. İlk 1600 km&#8217;lik uzun yol deneyimimde harika manzaraları seyredip geceleri çadırda kaldım. Güne dalgaların sesi ile uyandıktan sonra sabah serinliğinde yola koyuldum. Güzel insanlarla tanıştım, güzel insanlarla sohbet ettim. Anlayacağınız harika anılar biriktirdim. </p>



<p>Unutulmayacak bir yaz yolculuğu sonrası İstanbul&#8217;da döndükten sonra motosikletimi sattım. Yine daha güçlü bir motor planı yaparken dostum Süleyman kafamı karıştırdı ve bir Yamaha X-Max 250 satın aldım. İyi ki de kafamı karıştırmış. O motorla motosikletin limuzini de oluyormuş dediğimiz bir İstanbul &#8211; Erdek yolculuğumuz olmuştu. İstifa etmeye karar verdikten sonra o motoru da sattım. Ama o güzel yolculukların bir sürü güzel hatırası hafızamda duruyor&nbsp; Yazıyı çok uzatmadan hepsinin ayrı ayrı hatıralarını sonraki yazılarımda yazmaya çalışacağım. Ama ilk motosiklet kullandığım günden 1 yıl sonra, motosikletimle tek başıma çıktığım o yolculukta, bir dağdan ovaya inerken, güneşin kara bulutlar ardında kaybolduğu sağanak yağmurdan ıslanmış bir yolda, kaskın vizöründe yağmur damlaları bir bir akarken o yeni ıslanmış toprak kokusuna içine çekmiştim.&nbsp; Kulaklığımda çalan o harika müziği hissettiğimde düşündüğüm gibi; &#8220;Hayat gerçekten harikülade bir şey !&#8221; demiştim…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sinbakis.com/denemeler/bir-motosiklet-sevdasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
